1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü Gebze’de kutlama kararı alan Gebze Sendikalar Birliği’ne üye sendikaların işçileri bu sabah saatlerinde havanın soğuk ve yağışlı olmasına rağmen yürüyüşün başlayacağı alana geldiler. Gebze Sendikalar Birliği’ne üye sendikaların işçiler, CHP, Vatan Partisi, EMEP Partisi, TİP, Umut-Sen ve çok sayıda STK ile binlerce işçi Gebze Eski Trafo Meydanı’nda toplandı. İşçiler buradan sloganlar atarak Gebze Kent Meydanı’na kadar yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşün sonunda Gebze Sendikalar Birliği Dönem Başkanı ve Birleşik Metal-İş Sendikası Gebze 2Nolu Şube Başkanı Necmettin Aydın konuşarak, “Bugün, 1 Mayıs! Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günümüz Kutlu Olsun! Bugün bedeller ödenerek kazanılan hakların, susturulamayan seslerin, mücadeleden vazgeçmeyen yürekli işçilerin günü, emeğin günüdür. Hatırlayalım bundan tam 140 yıl önce 1 Mayıs, ta 8 saat çalışmak, 8 saat dinlenmek, 8 saat uyumak talebiyle başlayan büyük işçi mücadelesi tüm dünyanın emekçilerini ortak bir dava etrafında buluşturmaya devam ediyor.
49 yıl önce, 1 Mayıs 1977'de Taksim Meydanı'nda yüz binlerce işçi ve emekçi alanı doldurmuştu. O gün, tarihin gördüğü en kitlesel işçi buluşmalarından biri yaşanırken, işçi düşmanı karanlık odakların kiralık tetikçileri halka ateş açtı; yaşanan panikle, kurşunlar ve izdihamın neticesinde 34 işçi ve emekçi şehit düştü, yüzlercesi yaralandı. Taksim Katliamı, bu ülkede işçilerin ve emekçilerin tarihine kazınan kanlı bir sayfadır. Şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyoruz. Anıları mücadelemizde yaşıyor. Gebze Sendikalar Birliği olarak 1989'dan bu yana, 37 yıldır bu kentte işçilerin ve kamu emekçilerinin sesi olmaya devam ediyoruz. 37 yıldır her zorluğa göğüs gerdik, her baskıya rağmen mücadelemizi büyüttük. Gebze'nin fabrikalarında, tezgâhlarında, şantiyelerinde ter döken işçilerin, kamu hizmeti veren kamu emekçilerinin, işlerini kamu yararını gözeterek yapan hekim, mimar ve mühendislerin hakkını aramak için, onların sesi olmak için bugün de aynı kararlılıkla buradayız. Bu ülkenin tüm değerlerini ve güzelliklerini üretenler olarak bizim bu düzene itirazımız var!



Akbelen’de havasını, suyunu, doğasını, vatanını savunduğu için haksız ve hukuksuz şekilde tutuklanan Esra IŞIK kardeşimizin bir ana önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Grev yasakları, grevleri suç sayan anlayışla toplu sözleşme hakkının fiilen oradan kaldıran, işçilerin örgütlenmesini zorlaştıran uygulamalar; tüm bunlar, sınıf mücadelesinin önüne çekilmiş barikatlardır. Bu barikatları aşmak, sendikal hak ve özgürlükleri korumak ve haklarımız için bu meydandayız, bir aradayız, omuz omuzayız. Yine çocuklarımızı çıraklık eğitimi altında köleleştiren MESEM uygulamasına son verilmesini istiyoruz; çocukların şiddetten uzak, sağlıklı ve güvenli koşullarda eğitim alması için gerekli tüm adımlar derhal atılmalıdır. Dilovası’nda bir parfüm fabrikasında yanarak hayatını kaybeden, kız kardeşlerimizi, Gebze de çöken binanın altında kalarak hayatını kaybeden kardeşlerimiz, saygıyla anıyoruz. Bu cinayetlere, neden olan kurum ve kişilerin bir an önce cezalandırmalarını talep ediyoruz.
Örgütlenme özgürlüğü ve toplu sözleşme hakkı ile anayasal grev hakkının kullanılmasının önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Kamu emekçilerine grevli toplu sözleşme hakkı tanınmalıdır. İş cinayetlerinin önlenmesi ve işçi sağlığı ile iş güvenliği denetimlerinin etkili şekilde yapılması için devlet sorumluluğunu yerine getirmeli; kaza ve ölümle sorumluluğu bulunan işverenler ile kamu görevlilerine yönelik cezasızlık politikalarına son verilmelidir. Okullarda öğretmenlere ve öğrencilere yönelik yapılan saldırılara karşı caydırıcı tedbirler alınmalıdır. Yıllarca pirim ödeyen emekli olamayan, işçiler için bir an önce Kademeli Emeklilik yasasının çıkartılmasını talep ediyoruz. MESEM uygulamasına son verilmeli; çocukların şiddetten uzak, sağlıklı, güvenli koşullarda eğitim alması için gerekli adımlar atılmalıdır. Yaşamın her alanında ve çalışma hayatında toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına yönelik kamucu sosyal politikalar hayata geçirilmeli, ILO 190 onaylanmalıdır.
Yargı bağımsızlığı, basın özgürlüğü, barışçıl gösteri ve toplanma hakkı güvence altına alınmalıdır. Tutuklu sendikacılar, gazeteciler ve siyasetçiler derhal serbest bırakılmalıdır. Laik, sosyal, hukuk devleti, AYM kararlarının uygulanması, seçme-seçilme hakkı teminat altına alınmalıdır. Ortadoğu'daki savaşlara karşı durarak bölgesel barış sağlanmalı, bölgedeki tüm halkların kardeşliği ve eşitliği esas alınarak emperyalizme ve siyonizme karşı mücadele yükseltilmelidir. ABD ve İsrail'in yıkıcı savaş politikalarına, NATO'nun saldırgan rolüne karşı çıkıyoruz; ülkemiz emperyalist odaklarla ilişkisini kesmelidir. Uluslararası alanda emek dostu güçlerle dayanışma büyütülmelidir” dedi. Başkan Necmettin Aydın’ın konuşmasının ardından işçiler hep birlikte davul zurna eşliğinde halay çekerek 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü coşkuyla kutladılar.

“Anıları mücadelemizde yaşıyor”
49 yıl önce, 1 Mayıs 1977'de Taksim Meydanı'nda yüz binlerce işçi ve emekçi alanı doldurmuştu. O gün, tarihin gördüğü en kitlesel işçi buluşmalarından biri yaşanırken, işçi düşmanı karanlık odakların kiralık tetikçileri halka ateş açtı; yaşanan panikle, kurşunlar ve izdihamın neticesinde 34 işçi ve emekçi şehit düştü, yüzlercesi yaralandı. Taksim Katliamı, bu ülkede işçilerin ve emekçilerin tarihine kazınan kanlı bir sayfadır. Şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyoruz. Anıları mücadelemizde yaşıyor. Gebze Sendikalar Birliği olarak 1989'dan bu yana, 37 yıldır bu kentte işçilerin ve kamu emekçilerinin sesi olmaya devam ediyoruz. 37 yıldır her zorluğa göğüs gerdik, her baskıya rağmen mücadelemizi büyüttük. Gebze'nin fabrikalarında, tezgâhlarında, şantiyelerinde ter döken işçilerin, kamu hizmeti veren kamu emekçilerinin, işlerini kamu yararını gözeterek yapan hekim, mimar ve mühendislerin hakkını aramak için, onların sesi olmak için bugün de aynı kararlılıkla buradayız. Bu ülkenin tüm değerlerini ve güzelliklerini üretenler olarak bizim bu düzene itirazımız var!
“Öğrencilerimizle dayanışma içindeyiz”
Çünkü biz çalışıyoruz, biz üretiyoruz; ancak emeğimizin karşılığını alamıyoruz. Uzun saatler boyunca daha düşük ücretlerle ve daha güvencesiz koşullarda çalışmaya zorlanıyoruz. Biz yoksullaşırken bankalar, şirketler ve holdingler kar rekorları kırmaya devam ediyor. Bu düzende yaşamın her alanında eşitsizlikle ve şiddetle karşı karşıya kalan kadınlar güvencesiz bırakılıyor; okullarda öğretmenlerimiz ve çocuklarımız katliamlarla karşı karşıya kalıyor. Bu saldırıları şiddetle kınıyoruz; failleri ve bu vahşete zemin hazırlayan sorumluları lanetliyoruz. En son Şanlıurfa'da ve Kahramanmaraş'ta saldırıya uğrayan öğretmenlerimiz ve öğrencilerimizle dayanışma içindeyiz. Ölen öğretmenimizi ve öğrencilerimizi rahmetle anıyoruz. Onların acısı bizim acımızdır. Biz biliyoruz ki, güvenli bir eğitim ortamı sağlamak devletin en temel görevidir. Bu cinayetler, bize bir kez daha göstermiştir ki kamu emekçilerinin güvenceli, grevli, toplu sözleşme hakkına sahip olması yalnızca bir sendika talebi değil, yaşamsal bir zorunluluktur.
“Toplu işçi çıkışları yaşanmakta”
Sendikacılar, belediye başkanları, gazeteciler, gençler, kadınlar; itiraz eden kim varsa hapishanelere dolduruluyor. Yargı sistemi talimatla işliyor, adalet yerini keyfiliğe bırakıyor. Hükümetin izlemiş olduğu yanlış, ekonomik politikalar ve açıkladığı Orta Vadeli program 3 yıldır, işçileri, memurları emeklileri daha da yoksullaştırdı. Sahte TUİK rakamları ile ücretler baskılandı. Asgari ücret açlık sınırının altında açıklandı. Asgari ücret ortalama ücret haline geldi. Emekli maaşları en düşük seviyede eşitlendi, milyonlarca emekli 20 bin liraya geçinmek zorunda bırakıldı. Alınan ücretler ev kirasını karşılayamaz hale geldi. Hükümetin ranta dayalı ekonomik politikaları sonucu faizler yükseldi, bankalar, finans kurumları, rantiyeciler, holdingler karlarına kar katarken, reel sektörde her gün işyerleri kapanmakta, toplu işçi çıkışları yaşanmaktadır. Sendikalaşma ve grev hakkı gasp ediliyor, toplu satış sözleşmeleriyle kamu emekçileri ve emekliler yoksulluğa ve sefalete mahkûm ediliyor. Ankara'da haklarını almak için günlerce direnen, direnerek haklarını söke söke alan, maden işçilerini selamlıyoruz!
“Sendikacılık suç değildir!”
Buradan iki yıldır kararlılıkla grevlerini sürdüren, Petrol-İş Sendikamızda örgütlü, Temel Conta işçilerini, 135 gündür grevlerini sürdüren Nakliyat-İş sendikamızda örgütlü, Tüvtük grevci işçilerini selamlıyoruz! Fabrikanın önünde, alanlarda sürdürdüğünüz direniş; bu ülkedeki işçi sınıfının hakkından vazgeçmeyeceğinin en güçlü kanıtıdır. Bilin ki sesiniz bu meydanda yankılanıyor! Sendikal faaliyeti nedeniyle tutuklana Limter-İş Sendikası yöneticilerini, derhal serbest bırakılmalarını talep ediyoruz. İşçilerin örgütlenme özgürlüğü ve sendikacılık temel bir insan hakkıdır; suç değildir. Yine buradan işçilerin hakkını savunduğu için holding patronlarının şikayetiyle tutuklanan Birleşik-Tekstil İşçileri Sendikası (Bir-Tek Sen) Genel Başkanı Mehmet Türkmen'e selam gönderiyoruz! Mücadelesi ve duruşu, işçi hareketi için bir ilham kaynağıdır. Açıkça söylüyoruz: Sendikacılık suç değildir! İşçilerin hak mücadelesi suç değildir! Bu ülkede sendikal faaliyeti suç sayan anlayışı reddediyoruz. Haklarını arayan İşçileri, sesini yükselten sendikacıları hapseden bir hukuk anlayışına karşı durmaya devam edeceğiz.
“Bir aradayız, omuz omuzayız”
Akbelen’de havasını, suyunu, doğasını, vatanını savunduğu için haksız ve hukuksuz şekilde tutuklanan Esra IŞIK kardeşimizin bir ana önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Grev yasakları, grevleri suç sayan anlayışla toplu sözleşme hakkının fiilen oradan kaldıran, işçilerin örgütlenmesini zorlaştıran uygulamalar; tüm bunlar, sınıf mücadelesinin önüne çekilmiş barikatlardır. Bu barikatları aşmak, sendikal hak ve özgürlükleri korumak ve haklarımız için bu meydandayız, bir aradayız, omuz omuzayız. Yine çocuklarımızı çıraklık eğitimi altında köleleştiren MESEM uygulamasına son verilmesini istiyoruz; çocukların şiddetten uzak, sağlıklı ve güvenli koşullarda eğitim alması için gerekli tüm adımlar derhal atılmalıdır. Dilovası’nda bir parfüm fabrikasında yanarak hayatını kaybeden, kız kardeşlerimizi, Gebze de çöken binanın altında kalarak hayatını kaybeden kardeşlerimiz, saygıyla anıyoruz. Bu cinayetlere, neden olan kurum ve kişilerin bir an önce cezalandırmalarını talep ediyoruz.



























