AÜÇİD Başkanı Selçuk Süzen’in okuduğu açıklamada; '' Türkiye'de özellikle kamu çalışanlarını ve bazı özel sektör işçilerini doğrudan etkileyen “grev yasakları”, çalışma hayatında ciddi bir tartışma konusudur. Bu yasaklar, çalışanların hak arama yollarını sınırlamakta, sendikal faaliyetleri kısıtlamakta ve ifade özgürlüğünü daraltmaktadır.Grev yasakları; memurların Grev yapmasını, topluca iş bırakmasını, siyasetle ilgilenmesini veya bazı durumlarda basın açıklaması yapmasını engellemektedir. Bu yasaklar, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu gibi mevzuatlarda açıkça tanımlanmıştır. Aynı şekilde bazı özel sektör işçileri de sözleşmelerle ya da yasal düzenlemelerle benzer kısıtlamalara tabi tutulmaktadır.Ancak unutulmamalıdır ki; demokratik bir toplumda çalışanların sendikalara üye olması, hak araması, kamuoyunu bilgilendirmesi ve gerekirse anayasal çerçevede greve gitmesi birer suç değil, temel haktır. Grev yasakları adı altında uygulanan bu sınırlamalar, çoğu zaman işçilerin ve emekçilerin sesini kısmak, örgütlenme hakkını bastırmak ve toplu mücadeleyi engellemek amacıyla kullanılmaktadır.Asgari ücretle yaşamaya mahkûm edilen milyonlarca emekçi, düşük ücretler, işsizlik, güvencesizlik ve adaletsizlik kıskacında kıvranırken; grev yasakları onları sadece daha fazla susturmanın bir aracı haline gelmiştir.Biz diyoruz ki: Grev yasakları değil, grev hakkı istiyoruz!Çalışanların bir araya gelmesi, seslerini yükseltmesi ve daha iyi yaşam koşulları talep etmesi suç değil, en doğal hakkıdır. Bu hakların önüne konulan her engel, ancak adaletsizliği büyütür'' denildi. Yasaklar değil, özgürlükler yaşasın!Sessizlik değil, dayanışma büyüsün!




























