EMEP’in bildirisinde, limanların savaş politikalarının bir parçası haline getirildiğine dikkat çekilerek, silah ve askeri lojistik taşımacılığının emekçilere ve halklara bedel ödettiği ifade edildi. Bildiride, liman işçilerinin savaşa karşı tutumunun yalnızca bir barış talebi değil, aynı zamanda ücretlere, çalışma koşullarına ve geleceğe sahip çıkma mücadelesi olduğu belirtildi. EMEP, dünya genelinde 21 limanda eş zamanlı olarak hayata geçirilen grev ve protestoların önemine işaret ederek, Kocaeli’deki liman işçilerini bu mücadeleyle daha güçlü bağlar kurmaya çağırdı. Açıklamada, uluslararası dayanışmanın büyütülmesinin savaş politikalarına karşı en etkili yanıt olduğu vurgulandı. Uluslararası eylemlere öncülük eden İtalya’daki USB sendikası da yaptığı açıklamada, liman işçilerinin limanların militarizasyonuna, Filistin’de devam eden soykırıma, silah kaçakçılığına ve savaş yarışına karşı güçlü bir duruş sergilediğini ifade etti. USB, “Emperyalizme ve uluslararası hukukun ihlaline karşı, halkların kendi kaderini tayin hakkını savunuyoruz” dedi. USB açıklamasında ayrıca savaş ekonomisinin işçiler üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekilerek, “Savaş ekonomisi maaşlarımızı kesti, haklarımızı aşındırdı ve temel kamu hizmetlerini yok etti. Kaynakların silahlanma ve savaş endüstrisine aktarılması, çalışma sürelerini uzatıyor ve emeklilik haklarını daha da geriye itiyor” ifadeleri kullanıldı. Öte yandan, 6 Şubat’ta Milano ve Cortina’da başlayacak Kış Olimpiyatları’nın açılışında ABD’nin sınır muhafızları ve göçmen polisi ICE’nin görev alacağının açıklanması da tepkilere neden oldu. USB, bu kararı “kabul edilemez bir provokasyon” olarak nitelendirerek, Milano’da düzenlenecek protestolara katılacaklarını duyurdu.




























