Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) 30 Kasım 2024 günü Ankara Tandoğan’da “Geçinemiyoruz. Yoksulluğa karşı mücadeleye çağırıyoruz” mitingi düzenleyecek. Miting öncesi illerde ve ilçelerde KESK’e bağlı birçok sendika ve dernek örgütlenme çalışmalarını gerçekleştirmeye devam ediyor. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası Kocaeli 2 No’lu Şubesi de Gebze Kent Meydanı’nda Geçinemiyoruz mitinginin örgütlenme çalışmaları için çadır kurmak istedi. Gebze Belediyesi ve yönetiminden ise çadır kurulmasına onay çıkmadı.“ÇALIŞMALARIMIZ ENGELLENİYOR”
Konuya ilişkin Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası(Eğitim-SEN) Gebze Kent Meydanı’nda bir araya gelerek basın açıklaması gerçekleştirdi. Eğitim-SEN Kocaeli 2 No’lu Şube Başkanı Savaş Karabulut yaptığı açıklamada, “Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası Kocaeli 2 nolu şubemizin sendikal çalışmasını engelleyenleri tüm Gebze Halkına ve Demokratik Kamuoyuna şikayet ediyor ve sendikal çalışmayı engelleyenlere karşı Cumhuriyet Savcıları’nı hiçbir bildirime gerek kalmaksızın göreve davet ediyoruz. Sendikamız Eğitim-SEN’de bileşeni olduğu Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK)’in çağrısıyla 30 Kasım 2024 günü Ankara Tandoğan’da gerçekleştireceğimiz “Geçinemiyoruz” Mitingi’ne dair örgütlenme çağrımızı yürüttüğümüz Gebze Kent Meydanı’nda çadır kurmamızı “onay vermeyen” Gebze Belediyesi Başkanı ve yönetimini kınıyoruz.“KARAR OLMAMASINA RAĞMEN BAŞVURU YAPILMASINI İSTEDİLER”
11/11/2024 tarihinde Gebze Kaymakamlığı’na “örgütlenme çalışmaları ve 7527 sayılı Kanunun iptali Talepli ” imza kampanyamız için bildirimde bulunmuş ve yazımın ilgili birimlere gönderilmiştir. Kaymakamlık makamının şehrin mülki idare amiri olması nedeniyle ve il kapsamında sendikal çalışmaların engellenmesine yönelik bir karar olmamasına rağmen, Gebze Belediyesi yönetimi Zabıta Ekiplerine verdiği talimatla Kent Meydanı’nda çadır kurmamız için “gerekli olmadığı halde” başvuru yapmamızı talep etmiştir. Sendika genel merkezimizin “gerekli olmadığı halde iyi niyetli olarak çalışma barışı kapsamında başvurunuzu yapın” görüşüne istinaden, başvurumuzu 19/11/2024 tarihinde yaptık. Bugün ise zabıta amiri ile yaptığımız görüşmede “başvurumuza olumsuz” yanıt verildiği bilgisine ulaştık.“REDDEDİYORUZ”
Bu ülke halkının ekonomik kriz koşullarında, açlığa, sefalete mahkum eden, vergide adaleti sağlamayan, ekonomik krizin tüm yükünü emekçilerin sırtına yükleyip sermayeye kıyak vergi indirimleri, sübvansiyon ve kredilerle el veren AKP iktidarının ekonomik programını ve bütçesi açıklandıkça ülke dibi görülemez bir uçuruma sürüklenmeye devam etmektedir. Bu kapsamda da Konfederasyonumuz KESK çağrısıyla yaşamı ve adaleti sağlamak amacıyla meydanlarda, alanlarda ve sokaklar “HIRSIZ VAR” çığlığıyla, haykırmak dışında bir çözüm de, en örgütlü gücümüzle AKP iktidarı ve onun ekonomik politikalarını reddeden “Geçinemiyoruz” mitingine en geniş katılımlı örgütlülüğü sağlamakta biz Eğitim-SEN’in görevidir.
“DAHA BÜYÜK YOKSULLUKLA KARŞI KARŞIYA BIRAKACAK”
2025 Merkezi Yönetim Bütçesi: Sermayeye Destek, Emekçiye Yük, getirerek meclisten AKP+MHP oylarıyla oy çokluğuyla yine geçirilecek ve emekçileri daha büyük yoksullukla karşı karşıya bırakacaktır. Bütçe sınıfsal ve siyasal tercihlerin kimlerden yana kullanıldığının tercih ve kararlarını yansıtır. 2002 bütçesinden genel kamu hizmetlerine ayrılan pay yüzde 42 iken 2024 itibariyle yüzde 25.7’e gerilemiştir. 2018 yılında toplam kamu borcu 1 trilyon 180 milyar iken son altı yılda 7 kat artmış ve 30 Eylül 2024 itibariyle 8 trilyon 650 milyar olduğu açıklanmıştır. Gelir vergisi bir önceki yıla göre %79, KDV %81 ve ÖTV %51 artacaktır.
“YÜK YİNE EMEKÇİNİN SIRTINDA”
Bankaların BSMV işlemlerinden %154 artarken, kurumlar vergisi sadece %28 artacaktır. Yani sermayeden 2 trilyon liralık bir vergi muafiyeti ve istisnasından vazgeçilecektir. Bütçenin yükü yine emekçinin sırtındadır. Vergi, Zam, Vergi ve Ceza sistemi ile vatandaş kambur bırakılmıştır. Yani 2025 bütçesinin hedefi: “Daha fazla yoksullaşma” getirecektir. Memur ve memur emeklisine 2025 yılının ilk yarısında sadece %12,02-13,56 arasında zam yapılması beklenmektedir.
“GERÇEK RAKAMLARLA DÜZENLENMELİDİR”
Oysa Ekim ayı enflasyonu TÜİK rakamlarında bile %48.58 olarak açıklanmıştır. Yani işçi ve emekçilerin daha çok yoksullaştırıldığı, acil ekonomik ve sosyal ihtiyaçlar gözetilerek bütçe düzenlemeli ve vatandaşın kamburu ortadan kaldırılmalıdır. Enflasyon oranında değil, gerçek enflasyon rakamları ve satın alım güçlerindeki azalma dikkate alınarak zam yapılmalıdır. Halk yaşadığı hayat pahalılığı ve geçim krizi dikkate alınarak temel tüketim ürünlerine (elektrik, su, doğalgaz) zam yapılmamalıdır. Temel tüketimden hiç vergi alınmamalı, asgari ücret bir ailenin geçim düzeyine göre gerçek rakamlarla düzenlenmelidir.
“TARAFI BELLİDİR”
Biz Emekçilere düşen tek görev ise bizleri bu bataklığa sürükleyen iktidar ve onun plansız ve halk düşmanı ekonomik programı ve bütçesiyle mücadele etmek için alanlara çıkmak ve örgütlenmektir. Bu kapsamda Gebze Belediye’sinin tarafı bellidir. Belediye Eğitim-SEN’in çadır kurmasını engelleyerek halkın daha çok yoksullaşmasını istemekte ve vergilerler ve enflasyonla daha çok ezilmesini istemektedir. Ayrıca bu alanda İHH, TÜGVA, Hayrat gibi cemaat ve tarikatçı vakıfların çadır kurmasına izin veren belediye yönetimi adına Belediye Başkan yardımcısı Dursun Ali Arslan, bu vakıfları “kamu yararı gözettiğini” ve sendikaların ise kamu yararı gözetmediği için çadır kurmasına izin vermeyeceğini ifade etmiştir.
GEBZE HALKINA ÇAĞRI
Şimdi biz Gebze Halkına soruyoruz: Halkı yoksullaştıranlara karşı mücadele edenler mi kamu yararı veriyor, bu tarikatçı vakıflar mı? Halkın boğazından geçmeyen; süt, et, yumurta ve peyniri yemesi için maaşlarının artması için örgütlü mücadele veren biz Eğitim-SEN üyelerimi kamu yararı sağlıyor yoksa, tarikat ve cemaatlerin arka bahçesine dönmüş Gebze Belediyesi yönetimi mi? Halkı bu tarikat ve cemaatlere muhtaç edip, onları bu alanda meşru görüp, emeğin geçinemiyoruz talebiyle açtığı çadıra engel olan yönetimi kınıyor yarın tüm Gebze Halkını bu alanda 30 Kasım Geçinemiyoruz mitingimiz için buluşmaya ve Hayvan Hakları kanununun Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi için Gebze Adalet Nöbeti İnisiyatifi üyeleriyle birlikte imza toplamaya davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Konuya ilişkin Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası(Eğitim-SEN) Gebze Kent Meydanı’nda bir araya gelerek basın açıklaması gerçekleştirdi. Eğitim-SEN Kocaeli 2 No’lu Şube Başkanı Savaş Karabulut yaptığı açıklamada, “Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası Kocaeli 2 nolu şubemizin sendikal çalışmasını engelleyenleri tüm Gebze Halkına ve Demokratik Kamuoyuna şikayet ediyor ve sendikal çalışmayı engelleyenlere karşı Cumhuriyet Savcıları’nı hiçbir bildirime gerek kalmaksızın göreve davet ediyoruz. Sendikamız Eğitim-SEN’de bileşeni olduğu Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK)’in çağrısıyla 30 Kasım 2024 günü Ankara Tandoğan’da gerçekleştireceğimiz “Geçinemiyoruz” Mitingi’ne dair örgütlenme çağrımızı yürüttüğümüz Gebze Kent Meydanı’nda çadır kurmamızı “onay vermeyen” Gebze Belediyesi Başkanı ve yönetimini kınıyoruz.“KARAR OLMAMASINA RAĞMEN BAŞVURU YAPILMASINI İSTEDİLER”
11/11/2024 tarihinde Gebze Kaymakamlığı’na “örgütlenme çalışmaları ve 7527 sayılı Kanunun iptali Talepli ” imza kampanyamız için bildirimde bulunmuş ve yazımın ilgili birimlere gönderilmiştir. Kaymakamlık makamının şehrin mülki idare amiri olması nedeniyle ve il kapsamında sendikal çalışmaların engellenmesine yönelik bir karar olmamasına rağmen, Gebze Belediyesi yönetimi Zabıta Ekiplerine verdiği talimatla Kent Meydanı’nda çadır kurmamız için “gerekli olmadığı halde” başvuru yapmamızı talep etmiştir. Sendika genel merkezimizin “gerekli olmadığı halde iyi niyetli olarak çalışma barışı kapsamında başvurunuzu yapın” görüşüne istinaden, başvurumuzu 19/11/2024 tarihinde yaptık. Bugün ise zabıta amiri ile yaptığımız görüşmede “başvurumuza olumsuz” yanıt verildiği bilgisine ulaştık.“REDDEDİYORUZ”
Bu ülke halkının ekonomik kriz koşullarında, açlığa, sefalete mahkum eden, vergide adaleti sağlamayan, ekonomik krizin tüm yükünü emekçilerin sırtına yükleyip sermayeye kıyak vergi indirimleri, sübvansiyon ve kredilerle el veren AKP iktidarının ekonomik programını ve bütçesi açıklandıkça ülke dibi görülemez bir uçuruma sürüklenmeye devam etmektedir. Bu kapsamda da Konfederasyonumuz KESK çağrısıyla yaşamı ve adaleti sağlamak amacıyla meydanlarda, alanlarda ve sokaklar “HIRSIZ VAR” çığlığıyla, haykırmak dışında bir çözüm de, en örgütlü gücümüzle AKP iktidarı ve onun ekonomik politikalarını reddeden “Geçinemiyoruz” mitingine en geniş katılımlı örgütlülüğü sağlamakta biz Eğitim-SEN’in görevidir.
“DAHA BÜYÜK YOKSULLUKLA KARŞI KARŞIYA BIRAKACAK”
2025 Merkezi Yönetim Bütçesi: Sermayeye Destek, Emekçiye Yük, getirerek meclisten AKP+MHP oylarıyla oy çokluğuyla yine geçirilecek ve emekçileri daha büyük yoksullukla karşı karşıya bırakacaktır. Bütçe sınıfsal ve siyasal tercihlerin kimlerden yana kullanıldığının tercih ve kararlarını yansıtır. 2002 bütçesinden genel kamu hizmetlerine ayrılan pay yüzde 42 iken 2024 itibariyle yüzde 25.7’e gerilemiştir. 2018 yılında toplam kamu borcu 1 trilyon 180 milyar iken son altı yılda 7 kat artmış ve 30 Eylül 2024 itibariyle 8 trilyon 650 milyar olduğu açıklanmıştır. Gelir vergisi bir önceki yıla göre %79, KDV %81 ve ÖTV %51 artacaktır.
“YÜK YİNE EMEKÇİNİN SIRTINDA”
Bankaların BSMV işlemlerinden %154 artarken, kurumlar vergisi sadece %28 artacaktır. Yani sermayeden 2 trilyon liralık bir vergi muafiyeti ve istisnasından vazgeçilecektir. Bütçenin yükü yine emekçinin sırtındadır. Vergi, Zam, Vergi ve Ceza sistemi ile vatandaş kambur bırakılmıştır. Yani 2025 bütçesinin hedefi: “Daha fazla yoksullaşma” getirecektir. Memur ve memur emeklisine 2025 yılının ilk yarısında sadece %12,02-13,56 arasında zam yapılması beklenmektedir.
“GERÇEK RAKAMLARLA DÜZENLENMELİDİR”
Oysa Ekim ayı enflasyonu TÜİK rakamlarında bile %48.58 olarak açıklanmıştır. Yani işçi ve emekçilerin daha çok yoksullaştırıldığı, acil ekonomik ve sosyal ihtiyaçlar gözetilerek bütçe düzenlemeli ve vatandaşın kamburu ortadan kaldırılmalıdır. Enflasyon oranında değil, gerçek enflasyon rakamları ve satın alım güçlerindeki azalma dikkate alınarak zam yapılmalıdır. Halk yaşadığı hayat pahalılığı ve geçim krizi dikkate alınarak temel tüketim ürünlerine (elektrik, su, doğalgaz) zam yapılmamalıdır. Temel tüketimden hiç vergi alınmamalı, asgari ücret bir ailenin geçim düzeyine göre gerçek rakamlarla düzenlenmelidir.
“TARAFI BELLİDİR”
Biz Emekçilere düşen tek görev ise bizleri bu bataklığa sürükleyen iktidar ve onun plansız ve halk düşmanı ekonomik programı ve bütçesiyle mücadele etmek için alanlara çıkmak ve örgütlenmektir. Bu kapsamda Gebze Belediye’sinin tarafı bellidir. Belediye Eğitim-SEN’in çadır kurmasını engelleyerek halkın daha çok yoksullaşmasını istemekte ve vergilerler ve enflasyonla daha çok ezilmesini istemektedir. Ayrıca bu alanda İHH, TÜGVA, Hayrat gibi cemaat ve tarikatçı vakıfların çadır kurmasına izin veren belediye yönetimi adına Belediye Başkan yardımcısı Dursun Ali Arslan, bu vakıfları “kamu yararı gözettiğini” ve sendikaların ise kamu yararı gözetmediği için çadır kurmasına izin vermeyeceğini ifade etmiştir.
GEBZE HALKINA ÇAĞRI
Şimdi biz Gebze Halkına soruyoruz: Halkı yoksullaştıranlara karşı mücadele edenler mi kamu yararı veriyor, bu tarikatçı vakıflar mı? Halkın boğazından geçmeyen; süt, et, yumurta ve peyniri yemesi için maaşlarının artması için örgütlü mücadele veren biz Eğitim-SEN üyelerimi kamu yararı sağlıyor yoksa, tarikat ve cemaatlerin arka bahçesine dönmüş Gebze Belediyesi yönetimi mi? Halkı bu tarikat ve cemaatlere muhtaç edip, onları bu alanda meşru görüp, emeğin geçinemiyoruz talebiyle açtığı çadıra engel olan yönetimi kınıyor yarın tüm Gebze Halkını bu alanda 30 Kasım Geçinemiyoruz mitingimiz için buluşmaya ve Hayvan Hakları kanununun Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi için Gebze Adalet Nöbeti İnisiyatifi üyeleriyle birlikte imza toplamaya davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.




























